Okuyun

AKP’nin “milli internet” hülyası


Background
share close

MİNEZ BAYÜLGEN

Türkiye’de 52 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı var.

Çoklu baro uygulaması ve Ayasofya’nın ibadete açılması sonrasında şimdi gözler sosyal medya düzenlemesinde.

Sosyal medyayı hiç sevmeyen ancak onu en çok kullanan parti olarak bilinen AKP, bir düzenleme istiyor. Buna göre kabaca sosyal medya şirketlerine şunu söylüyor: “Türkiye’ye gel ve burada ofis aç. İstediğim zaman emniyete, yargıya kullanıcıların kimlik bilgilerini ver. Ayrıca bana vergi de öde.”

“Sosyal medyanın kapatılması diye bir plan yok ama düzenlenmesi gerektiği konusunda artık bir konsensüs oluştu.”

İbrahim Kalın böyle söylüyor ama sosyal medya mecralarından istenilenler kabul edilmezse karşımıza bant aralığı daraltılan yani yüzde 95 oranında yavaşlatılan bir ‘milli internet’ gelecek.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in bu konuya dair ilginç tespitleri var. Özel, “Cumhurbaşkanı ağzından kaçırdı. Onların derdi bu firmaları Türkiye’den tamamen çıkarmak. Öyle bir düzenleme yapacaklar ki sosyal medya şirketleri Türkiye’den ayrılmak zorunda kalacak” dedi.

AKP, düzenlemeyi bireysel haklar ve hukuk çerçevesinde sunuyor, konuyla ilgili Batı ülkelerinin modellerinin incelendiğini duyuyor. Ancak uzmanlar asıl niyeti farklı yorumluyor.

Mesele seçimle ilgili

turk-internet.com kurucusu, yazar Füsun Nebil bu meselenin seçimle ilgili olduğunu savunuyor:

Bunun temeli seçimle ilgili. Dijital yerli olarak tanımlanan 2000 civarı doğan insanlar artık oy veren haline geldiler. Bunların 6,4 milyonu ilk defa oy verecek. Ama sadece o kadar değil. Toplam 16 milyon kadar genç insan var. Bunlar internetle doğmuş insanlar. Bunlara ilaveten orta yaş grubuna girmiş ‘Dijital göçmen’ diye tanımlanan ama hayatlarının merkezinde internet olan insanlar var. İnternet dediğimiz zaman sadece kullandığımız sonra unuttuğumuz bir şey değil. İnsanların hayat ve düşünce tarzını değiştirdi. 1990’lardan bugüne baktığımızda gördüğümüz yeni bir yaşam formu. Dijital meseleler bunlara orta yaşlılar da dahil benden ziyade biz diyorlar. 1991’de başlatılan Lenux’dan 2010’larda yaratılan Blockchain’e gelin. Hepsi ortaklaşa oluşturulan yapılardır. Sosyal medya da böyle bir şey. Çağın medyası. Ana akım ya da birilerinin bir fikir beyan ettiği medya yerine paylaşımlı, herkesin fikrini ortaya koyduğu ve fikrin üzerine fikir geliştirilebilen medya önemli artık.

Bu nedenle basılı medya ve interaktif olmayan televizyon kanalları yok oluyor. Yukarıda anlattığımız dijital nesiller bu nedenle haberlerini şu ya da bu iktidar tarafından esir alınmış ki buna ‘Media Capture’ deniliyor, medyadan değil kendilerinin de katkıda bulunduğu sosyal medyadan almayı tercih ediyorlar. Yine bu nedenle ilk defa yeni nesil anne babasının öğrettikleri yerine internetin öğrettiklerini takip ediyor. Bu da tahmin edeceğiniz üzere iktidar sahipleri açısından bir tehdit.”

Basını kara günler bekliyor

Düşünce Kuruluşu Freedom House’a göre Türkiye 2018’den beri internet özgürlüğünde zaten ‘özgür değil’ kategorisinde yer alıyor.

Türkiye’de pek çok haber sitesinin yöneticiliğini yapmış gazeteci Bülent Mumay, sosyal medya düzenlemesiyle AKP’nin istemediği haberlerin buharlaşacağını, yasa geçerse basını daha da kara günlerin beklediğini söylüyor:

Şimdi sosyal medya mecraları üzerinde yeni yasal düzenlemeyle getirilmek istenen ise artık kurbana son bıçak darbesini vurmak gibi bir şey. Çünkü Türkiye’de eğer büyük medya kanallarınız dağıtım platformlarınız yoksa yaptığınız içerikleri dağıtmanın tek yönetimi sosyal medya üzerinden okurlarınızla buluşturmak. Dolayısıyla bugün sosyal medya kanallarına, “Siz bizim kurallarımıza uymazsanız biz sizi bloke ederiz, yüzde 95 oranında hızınızı yavaşlatırız” demek aslında sadece o mecraları sınırlayan bir şey değil. Bu aslında iktidarın izin vermediği bilgileri veya iktidarın denetimi dışındaki içerikleri üretenlere “Biz, size bunları kolaylıkla yaymanıza izin vermeyeceğiz” anlamına geliyor. Bu otomatikman Türkiye’de bağımsız medyanın, bağımsız kalmaya çalışan medyanın iktidarın denetleyemediği yüzde 5’lik medyanın ümüğünü sıkmak, boğazını kesmek nefes almasını güç hale getirmek anlamına geliyor. Zaten nihai hedefte bu, asıl istenen bu. Hukuki olarak veya ihalelerle veya büyük patronlarla yapılan hukukla düzenlenemeyen alan olan bu alternatif medyayı bu biçimde sıkıştırarak, “İnsanlara hakaret edilmesinin önünü alıyoruz, kişisel özgürlükleri koruyoruz” bahanesiyle amaç alternatif medyayı tamamen etkisiz hale getirmek.

Bilişim Hukukçusu ve öğretim görevlisi Av. Serhat Koç AKP’nin düzenlemeyle topluma korku yayma amacında olduğunu söylüyor:

“Genel olarak yapılmaya çalışılan şeyi özetleyecek olursak, sürekli gündemde değişiklik düşüncelerini tutarak basına böyle şeyler sızdırarak hem bahsi geçen büyük sosyal medya şirketleriyle arka planda işbirliği yapmak onlarla yeni anlaşmalara varmak hem de halkın esasen yapılamayacak olan veya yapılsa bile uygulanamayacak olan bu tür düzenlemelerle bir şekilde bir korku imparatorluğunun içinde yaşamasını sağlamak.

Sunucuları taşırlar mı?

Peki, sosyal medya mecraları Ankara ile anlaşıp, sunucularını Türkiye’ye taşır mı? Dahası istendiğinde kullanıcıların kimlik bilgilerini yetkililere verir mi? Dünyada başka devletlerle böyle anlaşmalar yapıldı mı?

Füsun Nebil: “Şimdiye kadar bu firmalar Türkiye’ye gelmeyi tercih etmediler çünkü bu iktidara kollarını kaptırırlarsa başka ülkelerdeki iktidarlara da kaptırırlar. Bu da onların hayatlarının sona ermesi demek. Çünkü kullanıcı güveni üzerine oluşmuş yapılar bunlar. Bütün assetleri kullanıcı.”

Düzenlemenin en dikkat çekici taraflarından biri ‘unutulma hakkı’ ile ilgili. Kişiler, şeref ve itibarının korunması amacıyla haklarındaki haber ve içerikleri arama motorlarından kaldırtabiliyor. Peki evrensel bir hak olan unutulma hakkı Türkiye’de nasıl uygulanacak? Gazeteci Bülent Mumay konuya açıklık getiriyor:

Burada yapılacak şeyin ne olduğunu az çok tahmin ediyoruz. Atıyorum, Antalya’nın Serik ilçesindeki bir yolsuzluktan söz edeceksiniz, bununla ilgili bir haber yapacaksınız. Akabinde kolaylıkla bu haberler daha önce BTK’nın mahkeme kararı olmaksızın içerikleri kaldırdığı gibi ‘unutulma hakkı’ bahanesiyle yayından kaldırılmaya çalışılacak.

Çok spesifik bir örnek vereyim. İBB’nin yaklaşık 500 milyon TL’sini haczeden bir şirket var. Bu şirket Met- Gün İnşaat diye bir şirket. Doğal olarak bugün bu haciz haberini okuyunca tabii ki Metin Güreş’e ait bu internet şirketinin daha önce hangi ihaleleri aldığını, İBB ile olan eski ilişkilerini google’layıp konuyla ilgili arşiv taraması yapmaya çalıştım. Tıkladığım 10 içerikten 9’u erişime engellenmiş mahkeme kararıyla.

Bu unutulma hakkı tamamen bu meseleyle çok daha geniş, yaygın bir biçimde kullanılmasını sağlayacak. Gazetecilerin ürettikleri içerikleri hiçbir suç unsuru olmaksızın tarihten silecek, bir anlamda gazetecilik arşivini ortadan kaldıracak bir düzenleme gibi görünüyor.

Şirketler boyun eğer

Avukat Serhat Koç, sosyal medya şirketlerinin Türkiye’de ofis açmayacağını savunuyor. Dolayısıyla kişilerin kullanıcı bilgileri de güvende olmaya devam edecek. Peki aralarında Ankara’nın isteklerini kabul edecek şirketler yok mu?

“Yıllar içerisinde platformlar farklı şekillerde Türkiye Cumhuriyeti’nin isteklerine boyun eğdiler. Google’ın Türkiye Cumhuriyeti ile çok büyük işbirlikleri var. Google’ın Türkiye’de gazetecilik konusunda da sabıkalı bir geçmişi var. YouTube’un durumu ortada. Bir Türkiye filtresi ile çalışıyor. Twitter’ın yaptığı yeni dönemdeki buzlama ve Türkiye’den erişilemeyen profiller ortada. Dolayısıyla sosyal medya tasarısı geçse bile ki geçeceğini ben kesinlikle zannetmiyorum. Geçse bile uygulaması mümkün olmayacaktır. Eğer gerekten uygulayacaklarsa burada bahsedilen şey bant genişliğinin yüzde 95’e kadar düşürülmesi kısıtlanması gibi şeyler söz konusu internet siteleri için.”

Füsun Nebil’e göre de AKP interneti yıllardır pek çok yöntemle engelliyor. Sosyal medya mecralarına dönük bir düzenlemeyse AKP’ye kesinlikle oy kaybettirecek.

Füsun Nebil: “AKP hükümeti sosyal medyayı engelleyecek ama zaten interneti yıllardır engelliyor hem de tek yöntemle değil sadece web sitelerini bloklayarak değil, yanı sıra fiber internetin önünü kapayarak, ADLS gibi hızı sınırlı ve geçici bir teknolojinin sağladığı internetle insanların fazla internet kullanmasını engelliyor. Fiyat da öyle. Son olarak da internet firmaları yok ediliyor. Rekabet biliyorsunuz engelleniyor. Dolayısıyla AKP zaten yaptığı kadar engellemeyi yapıyor. Bu yapacağı da onun kaybına yol açacaktır çünkü baştan anlattığımız genç insanların hayat tarzı internete bağlı. İnternetin engellenmesiyle alacakları oy kesinlikle yok olacaktır.”

VPN çözüm mü?

VPN sayesinde yasakların kenarından dolaşılabiliyor. Peki VPN en basit anlatımla nedir? Bilişim Uzmanı Tansu Günay açıklıyor:

“VPN bir bağlantı teknolojisidir. Sanal özel ağ anlamına gelir. İnternete bağlanmak istediğimizde önce uzaktaki başka bir bilgisayara yani VPN sunucumuza bağlanıyoruz. Böylece bu sunucu üzerinden internete çıkıyoruz. Bu sayede aramızdaki iletişim tamamen şifrelenmiş ve özel bir bağ oluyor. Dışarıdan üçüncü parti bunu göremiyor. Görse bile çözemiyor.”

VPN Türkiye’de yaygın mı? Yeni düzenleme geçerse VPN’e yönelim başlar mı? Bilişim uzmanı Tansu Günay’a göre VPN sadece yasakları aşmak için değil, daha güvenli ve stabil olduğu için zaten tercih edilmeli.

“Yeni düzenleme yasalaşırsa VPN’e kayış olacaktır. VPN kullanımı ülkemizde yaygın değil ama olması gerekir. Sadece engellenen sitelere girmek için değil, güvenli bir şekilde internette dolaşabilmek ve daha stabil bir bağlantı için de VPN kullanmak gerekir.”

Önceki bölümler