Manşet

Psikolog Orkun Özocak anlatıyor: İlişkinizde ne var, ne yok?


Background
share close
“Evlilik bir problem çözme becerisidir. O problemi çözebiliyorsan, bu güçlüklerden çıkabiliyorsun. O problemlerde uyuma sahip olabiliyorsun. Ve aynı yöne bakabiliyorsun. E o problemleri çözemiyorsan veya işte tabiri caizse ilişkileri ikiye ayırıyorum. Gücünü içerden alan ilişkiler diyorum ve gücünü dışardan alan ilişkiler diyorum. Karantina biraz bunların sınanması oldu.”  (Time Code 06:37-07:00)

Yeşim Özdemir

Time Code’un bu bölümünde hepimizi yakından ilgilendiren bir konuyu, ilişkileri konuşuyoruz. Normal koşullarda zaten yeterince karmaşık kodlara sahip olan duygu durumumuz pandeminin hayatımıza girmesiyle birlikte iyice içinden çıkılmaz bir hale geldi, tabi sadece bazılarımız için.
Karantina dönemi kimilerimizin ilişki durumunu olumsuz yönde etkilerken, kimilerimiz içinse “birbirimize daha çok vakit ayırabiliyoruz” tadında geçiyor.

Sadece pandemi süreciyle alakalı değil, genel itibariyle ilişkilerimizle ilgili karmaşık gelen, çözümsüz kalan kısımları irdeliyoruz  Program konuğumuz, bireysel, aile ve çift terapisti Psikolog Orkun Özocak cevaplıyor.


Neden aldatırız, neden aldatılırız?

Sohbetimize ilişkilerimizdeki en çalkantılı konuyla başlayalım: Aldatma.  Bazı teorilere göre aldatma oranları uzun süreli ilişkilerde daha yüksek. Verilen bu oranlar, istatistiki veriler, spekülatif bilgiler de olabilir ama “aldatma” konusu bi şekilde hayatımızda mevcut. Kimi zaman aldatan kişi olabiliyorken, kimi zaman da aldatılıyoruz.
Peki neden aldatıyoruz ve neden aldatılıyoruz?

Orkun Özocak bu soruyu, Amerika’da boşanma oranlarının %50 olduğunu belirterek cevaplamaya başlıyor.

“İlk defa sanırım iki yıl önce İzmir’de boşanma oranı evlilik oranını geçmişti. Amerika’da bu oran çok uzun süredir böyle. Gittikçe yalnızlaşan bir dünyaya sahip oluyoruz. Aldatmaların tabi türlü türlü sebepleri oluyor. Aslında hepimizin de bildiği sebepler. Aldatma çoğunlukla; tatminsizlik, belki heyecan arayışı, belki macera, bazen ilişkideki doyumsuzluktan, bazen dikkat çekmek için yapılıyor. Yani bilinçdışı ben buradayım demek için. Veya kişi kendisine değerli olduğunu, yeterli olduğunu ispat etmek istiyor. Aldatmaların çoğu aslında 0-4 yaş arası çocuklu ailelerin başına geliyor da diyebilirim. Böyle bir istatistik vardı.”

Peki her aldatmanın ille de bir sebebi var mı? Bir bahanenin arkasına sığınmadan da aldatma söz konusu olmuyor mu? Özocak’ın yanıtı şöyle: “Olabilir tabii. Çünkü aldatma, çoğunlukla acı vermek için veya bir sebeple, niyetle yapılmaz ki. Çoğu zaman aldatan kişi de nedenini bilmiyor. O aldatmayı niye yaptığını. Hatta şunu da çok gördüm; seansta yaptığı aldatmanın nedenini anlamaya gelen de çok kişi oldu. Çoğunlukla aldatma, tek gecelik ilişki olarak yaşanıyor. Anlık ihtiyaçlar olabilir, fanteziye yenilmek dediğimiz evre olabilir.”

Pandemi döneminde evlilikler mi arttı boşanmalar mı?

Pandemi sürecinde sıklıkla boşanmaların arttığı yönünde haberler gündeme geldi. Fakat aynı şekilde kısıtlamaların kalkmasıyla beraber arda arda başlayan düğünler, nikah törenleri bitmek bilmedi. Üstelik salgın tehlikesine rağmen…  Psikolog Orkun Özocak bu durumu şöyle değerlendiriyor:

“Pandemi döneminde evlilikler veya ilişkiler sıkı bir teste tabi tutuluyor. Bu yönde düşünürsek, boşanma oranlarının artacağını tahmin edebiliyoruz. Evlilik bir problem çözme becerisidir. O problemi çözebiliyorsan, bu güçlüklerden çıkabiliyorsun.
İlişkileri ikiye ayırıyorum. Gücünü içerden alan ilişkiler diyorum ve gücünü dışardan alan ilişkiler diyorum. Karantina biraz bunların sınanması oldu.”

Sizin ilişkiniz, gücünü içerden mi alıyor dışardan mı?

“Gücünü içeriden alan ilişki şu demek: Bizim problemimiz dışarıylaydı. Trafikten şikayet ediyorduk, yeterince zaman geçirememekten yakınıyorduk. Bu etmenler ortadan kalktığında karantinada, beraber yemek yapıyor olduk, hayatımız belki daha yavaşladı. Belki sohbetler edebiliyor, haftasonlarını beraber istediğimiz şekilde geçirebiliyor olduk. Gücümüzü içerden alıyor olduk. Karantina bu çiftlere çok iyi geldi.
Gücünü dışardan alan çiftler de belki iki kelam laf edemediği için, belki karşılıklı konuştuğunda sıkıldığı için, o derin bağı yakalayamadığı için, hadi tiyatroya gidelim, hadi sinemaya gidelim, hadi arkadaşlarımızın yanına gidelim gibi olayı biraz çeşitlendirip o şekilde enerjisini sağlayabilen çiftlerdi. Karantina bu çiftlere de çok kötü geldi. Çünkü bir anda o dış etmenler kalktığında yüz yüze bakar oldular. ‘Şimdi ben bu adamla ne yapacağım, ben bu kadınla ne yapacağım?’ diyen çiftler de oldu.”

Orkun Özocak, karantina süreçlerinin uzamasıyla birlikte yalnızlıktan şikayet edenlerin de hayatın anlamını ve değerini kaybetmemek adına evliliklere veya birliktelik arayışına yöneldiğini belirtiyor. Ayrıca hayatımıza giren ölüm korkusuyla birlikte, yaşam yani üreme, soyunu devam ettirebilme güdüsünün de açığa çıktığına vurgu yapıyor.

Uzun süreli ilişkinin bir formülü var mı?

“İlişki bir tapınaksa eğer, o tapınağı taşıyan kolonlar vardır. Dört tane kolon olsun. Birinci kolonda sevgi vardır. Çoğu ilişkiler o seviyle beslenirler. İkinci kolonda güven vardır. Güvenmeden nasıl bir ilişki yaşarsın? Çift terapisinde çok güçlü bir sorudur ‘eşine güveniyor musun?’ diye sorarım. Üçüncü olarak da iletişim diyebiliriz. İletişimsel problemler yaşayabiliyoruz. İlişkinin kalitesini biraz da iletişim belirler. ;ilişki dediğin şeyi iletişmek besler. Beynimin içinde ne olduğunu ben bile bilemezken, karşımdaki kişinin nasıl beni anlamasını beklerim. O yüzden bazen anlamak değil de ifade etmek önemli oluyor. İlişkiyi taşıyan son kolon da uyumdur. Bazen rekabettir içinde. İlişkilerin birbirini büyütmesi lazım.”

Dijital dünyamızın dijital aşkları…

Hani büyüklerimizin hep üzüntü ve özlemle hatırlattığı bir söz vardır “Nerde o eski aşklar?”
Bunu hemen hemen her dönemde söylemişlerdir muhakkak ama ilk defa fiilen geçerli olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Dijitalleşmeyle birlikte artık yeni bir flörtleşme alışkanlığımız oluştu, online dating app’ler yani randevulaşma uygulamaları. Bu uygulamaların kullanım oranı her geçen gün artıyor.
Orkun Özocak, istatistiklere göre pandemi başladığından beri bu dating uygulamaların kullanım oranlarının %25 arttığını söylüyor. Özocak, bu uygulamalarda gerçek adanmayı sağlayıp sağlamayacağımız sorusu üzerine yönelerek şunları aktarıyor:

“Biz iletişimi, bağı duygusal kuruyoruz. Yani aslında off-line yapıyoruz. Fakat online’da o arayışımızı bulmaya çalışıyoruz. Hayata tutunmak isteyen varoluştu, ilkel bir beynimiz var ve bize diyor ki ‘hadi, hadi gaza bas’ o yüzden biz de bütün bu yolları arıyoruz. Ve karantina döneminde belki de online datingler elimizde kalan en büyük şey oluyor.”

Önceki bölümler
Post comments (0)

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *